10 Mayıs 2012 Perşembe

göbek bağı

Bazı şeyleri yok etmek neden bu kadar zor? Neredeyse 11 ay geçti, hala daha boş Transamine kutusu, birkaç prospektüs, biri Zevalin, biri Pantpas... Zevalin dönemindeki uyarı kağıdı A4, buzdolabıuna mıknatısla konmuş olan, her seferinde dolabı temizleyip yerine aynen geri yerleştirdim, o gdince yalnız kalacakmışım gibi bir his...

Şimdi ortak kredi kartımızı parçalıyorum, aylardır kenarda duran, çoktan borcu kapatılmış, iptal edilmiş kartları. Siktiğimin bir kredi kartı insanı neden ağlatır? Onu keserken sanki göbek bağınızı kesiyorlarmışçasına neden bir acı hissedersiniz? Beraber yaşadığınız dönemler mi? Ödemeleri yaparken paylaşmalar, düze çıkarmaya çalışmalar, bir Bertecim az kaldı bitecek cümlesi, tüm borçlarını kapattım, bitti anne, sen öldün, her şey bitti.

26 Nisan 2012 Perşembe

istemek

Neyi istemek? Ne sıklıkta istemek? Neden istemek?

Geçen cumayı hatırlıyorum, midem her zamanki gibi beni yarıyolda bırakmış, arkadaşlarlayım, acı çekiyorum, belli etmiyorum. Bir arkadaşım ailesi evde olmadığı için eve gidemiyor, bir sürü insan, hepsi cıvıl cıvıl.

İşte ilk defa o gün yanlarından ayrılmadan önce evde beni bekleyen birisi olsun istedim. Eve zorlukla kendimi attıktan sonra içimi boşalttım, üzerimi değiştirdim ve yattım. Baş ağrım beni öldürüyordu, uyuyabilir miyim diye endişe ederken annemi hissettim ve uyudum, ertesi gün uyandım.

Ölmedim.

28 Ocak 2012 Cumartesi

bence yalnızlık

twitter'ın bu trending topic'i aklıma ne zamandır yazacağım bir diyaloğu getirdi,

- ev arkadaşı alsan ya aslında? niye kabul etmedin? ne güzel olurdu masrafını paylaşırdı? vır vır vır
+ yahu niye alayım ev arkadaşı?
- işte masrafını paylaşırdı
+ 3 5 kuruş az masrafım olacak diye tüm huzurumu feda edeyim, öyle mi?
- ya canım sana arkadaş da olurdu hem...
+ saçmalama, hem senin düşündüğün gibi işlemiyor bu işler... bir de başkasının masrafını çekmek durumunda kalıyorsun, böyle en azından kendi hesabımı biliyorum
- ya ama böyle de yalnızsın... iyi olurdu birisi olsaydı...
+ ay yeter! bana koymuyor o evde yalnız olmak!
- ama senin o evde yalnız olman bana koyuyor!(ağlamaklı)

empati deriz ya hep, aslında yok öyle bir şey, kendini başkasının yerine koyarken kendin nasıl tepki verirdin, nasıl yaşardın ı koyuyorsun... karşı tarafın da aynı senin gibi yaşayacağını düşünüp ona göre tepki veriyorsun;

- aa kulağında küpe var, ne güzel! ben 6 ay bir şey takamamıştım... -annemin hediyesi ve benim yanlışlıkla deldiğim yer, hep durur, hiç çıkarmam, özel bir çaba yok-


çünkü herkesin yası, herkesin içinde bulunduğu durumla nasıl baş ettiği, ona özgüdür. yalnızlık öcü değildir, korkulacak bir şey değildir... o evden çıksan aslında...larla karşındakini boğma o nedenle, çözümle gel, sorunla değil... konuştuğum her iki kişiden birisinin o evi değiştirsen aslında demesi beni ne kadar bunalttı bilemezsin, sebep göster? nedir? kötü anılar mı? iyi anılar mı? anılar mı? neden bu kadar eminsin bunların beni kötü edeceğine ve niye beni kötü etsin? evimde huzurluyum derken, i do mean it, gerçekten diyorum.

üzüleceğimi sandığınız şeylere üzülmezken, üzüleceğimin aklınızın ucundan bile geçmeyeceği şeyler beni üzüyor.

 hayal ettiğiniz kadar kötü ve zor bir şey değil, hatta çoğu kişinin başaramadığı bir var olma halidir.


Yalnız olmak, yalnız olabilmektir, güçlü bir ruh halidir. Bağımsızdır. Korkmayın, ihtiyacınız olduğu zaman ve sürelerde yalnız kalın, iyi gelecek. En azından kötü gelmeyecek çünkü en acıtan yalnızlık sözlerinizin karşıya ulaşmadığı anlardır. 

Bazen de sizin kendinize söyleyemedikleriniz karşıdan bir yerlerden gelip kalbinizde yankısını bulur.

Mesela amelie poulain o geceyi o kadar güzel anlatmış ki, ben farkında bile değildim çünkü o an sadece yaşamam gerekiyordu:

hastane koridorlarında ordan oraya koştururken kendini bile emanet edecek birini bulamamaktır bazen.
(amelie poulain, 17.05.2011 23:12)

14 Ocak 2012 Cumartesi

Geçtiğimiz babalar günü...

...19 Haziran'mış meğer, ilk kez bir babalar günün farkında olmadım, belki de gecesinde babama en güzel hediyeyi verdiğim içindir, bilemiyorum. 19 Haziran'da babası hayatta olanlar babalar gününü kutlarken ben bir de annesizliğe hazırlanıyordum, muşum.

8 Aralık 2011 Perşembe

Drive


Gelmiş geçmiş en iyi R.E.M. şarkılarından, kafamda yankılandı, bu da kafamdaki yankının yankısı.

smack, crack, bushwhacked
tie another one to the rack, baby

hey kids, rock and roll
nobody tells you where to go, baby

what if I ride? what if you walk?
what if you rock around the clock?
tick-tock, tick-tock
what if you did? what if you walk?
what if you tried to get off, baby?

hey kids, where are you?
nobody tells you what to do, baby

hey kids, shake a leg
maybe you're crazy in the head, baby

maybe you did, maybe you walked
maybe you rocked around the clock
tick-tock, tick-tock
maybe I ride, maybe you walk
maybe I drive to get off, baby

hey kids, shake a leg
maybe you're crazy in the head, baby

ollie, ollie
ollie, ollie, ollie
ollie, ollie in come free, baby

hey kids, where are you?
nobody tells you what to do, baby

smack, crack, shack-a-lack
tie another one to your back, baby

hey kids, where are you?
nobody tells you where to go, baby

maybe you did, maybe you walked
maybe you rocked around the clock
tick-tock, tick-tock
maybe I ride, maybe you walk
maybe I drive to get off, baby

hey kids, where are you?
nobody tells you what to do, baby

hey kids, rock and roll
nobody tells you where to go, baby, baby, baby...



2 Aralık 2011 Cuma

Hiç güleceğim yoktu...

Pek televizyon izleyen biri değilim. 5'er Beşer'e daha ilk bölümünden rastladığım için şanslı hissediyorum kendimi. Gerçi tekrarını izlediğim ve saatini öğrenmeye üşendiğim için aradaki bölümleri kaçırdım ve de bulamıyorum. Şimdiye kadar izlediğim en iyi televizyon programlarından biri, belki de en iyisi.

Bugün itibari ile başlama saati 01:00 olmuş, bu tamamen Aziz Güngör Esen'in şahsına yapılmış bir hakarettir, ayıp.

İzleyenler bilir, Ali Sunal, Aziz Güngör Esen adı ile Beyti Yayınları'ndan çıkan Beşeriyete Giriş adlı eserinden örnekler sunmaktadır. Karakter hayali, kitap hayali, bizim insanımız ise gerçek. Ciddi ciddi bu kitabı kitapçılarda arayan izleyiciler olmuş, hayal kırıklığı ile sonuçlanan bu makus hikayeleri ise haber olmuş. Ben en azından bu programın izleyicisinden daha farklı bir profil beklerdim, ilk iki bölüm sularında olsak neyse de kaç bölüm geçti... Merve Yurtyapan'ın haberi:



Gerçi bazen gırgır olsun diye bassalar 9.90'a da satsalar amma gırgır olur diye düşünmüyor değilim. Hayali Aziz Güngör Esen kim bilir kaç evde gerçekliğinin tahtına kurulur o zaman...

The Only Way is Up!



Bir yanımı geçmiş dibe dibe çekerken bugün birdenbire bu şarkı aklıma geldi. Popüler, döneminin değişi ile bir numara olduğu vakitler ben sanırım 10 yaşındaydım, daha küçük bile olabilirim. Bir numara programını Ömer Karacan sunardı, her hafta izlerdim. Bu şarkı ile o dönem bir numara olması ve aldığım karışık bir kasette bu şarkının bulunması dışında bir bağım da yoktu aslında.

Düşebileceğin kadar düştün mü demek istedi arka tarafta çalışan bilgisayarım bilemiyorum. O döneme dair her şey buruk olacak değil ya, işte bana kalan tek yol: The only way is UP!

Lyrics ya da sözleri:

We've been broken down
the lowest turn
and been on the bottom line
sure ain't no fun
but if we should be evicted from our homes
we'll just move somewhere else
and still carry on
Hold on, Hold on, Hold on

The only way is up, baby
For you and me now
The only way is up
For you and me

Now we may not known
Where our next meal is coming from

But with you by my side
I'll face what is come
boy (tomcat), I wanna thank you
for loving me this way
things may be a little hard now
but we'll find a brighter day
Holdon, Hold on, Hold on.....