Ölenle ölünmez derler ya, aslında her ölenle biraz daha ölünüyor, ta ki kişi kendi ölümüne ulaşana kadar...
Ben bu yazıyı sana yazdım, kim olduğunu bilmediğim sana, aslında ben yazmadım, sadece o acının içinde, kenarında, köşesinde ben de varım. Hayatta ne çok acı var.... Hiç kimse yaşamasın diye dilediğimiz ne çok acı... Bu yazıyı sana "o" yazdı:
"'99 yazıydı, bir sene önce babamı kaybetmiştim kanserden ve senin kanser
olduğunu öğreneli 4 ay olmuştu yaklaşık. Doktordan beraber çıkmıştık,
elele. Yürüyememiştim ben, zangır zangır titriyordum. Sen teselli ettin
beni, ayağa kaldırdın geri. Dört ay sonra ben seni kaldıramadım, gücüm
yetmedi.
4 ay her gece dualar ettim ölme diye, eğer illa ölecekse
biri ben olayım diye. Olmadı, sen öldün. Ben kaldım. Ben seni mezara
koydum ellerimle, üzerine toprak attım. Toprak kokusunu ne çok severdin
sen. Yağmur yağmaya başlayınca yürütürdün beni sokaklarda. Keşke daha
çok baksaydım yüzüne o yürüyüşlerimizde.
Sen gittikten sonra çok
değiştim ben. Vicdansız oldum, umursamaz oldum. Korkusuz oldum diyemem
çünkü şimdi düşününce o hissettiklerim de umarsızlığın bi parçasıymış.
''En fazla ölürüm'' diye düşünerek saçma sapan şeyler yaptım. Ölmedim. İlaçlar verdiler bana seni unutayım, acım azalsın diye. Almadım hiç
birini. Senin acın geçsin ister miyim ben hiç? Senden bana kalan tek şey
o. Hiç kaybolmayan bir burun direği sızlaması.
Birçok insanın
başından korkunç olaylar geçiyor, geçmiştir. Buralar iyice kötü oldu
zaten. Yine de kimse sevdiğini gömmesin elleriyle. O mezara sevdiğini
bırakıp çıkmak çok zor, ne kadar dua etseniz de ölüp kalmıyorsunuz
orada.
Sana verdiğim sözlerin çoğunu tuttum. evlendim, bir kızım
oldu. Senin adını verdim. Seni hiç unutmadım, hep gülümseyerek andım. Sadece eskisi gibi neşeli olamadım, olamıyorum. İçerken arkadaşlarla
gülüp eğlenirken, biraz arkadaki masada seni görüyorum. Kadeh
kaldırıyorsun benimle. Yaklaşabilsem sana keşke. Zırt pırt kalkmaz o
kadeh diye kızsan bana, sırf sen bu lafı et diye yaptığımı bile bile. Bi
damla yaş akıyor işte, tutamıyorum.
Yıllar geçti hep aklımda o
soru. nasıl olurdu? Hiç bilemiycem, kavuşamamakmış aşkı yaşatan belki. Kimse yaşamasın ama, bilmeyiversinler.
Bir kez daha hoşçakal, eskiden gülen gözlerimin sebebi."
Behçet Aysan der ya, 'Her şey geçer, aşk da, acı da, ölüm de, tortusu kalır.'
Ezberden yazmıştım, kitaba baktım, şiir Tortu:
"her şey geçer
aşk da
acı da geçer, ağla-
maklı bir şarkı
ayrılıkların
üzerinden.
....
tortusu kalır"
O kalan tortu yeri gelir insanın içini çok acıtır.
behçet aysan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
behçet aysan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Haziran 2012 Cumartesi
3 Haziran 2012 Pazar
Anış
anış
yıkık manastırın orda
kalbim ki,
o da yıkıktı.
bir keşiş bıçağıyla dağlanmış
çiçekbozuğu,
çopur -
bir hayat
acıtıyordu beni
sevgilim.
her şeyin
hüzne vurduğu yerde
bütün saatlerin,
kuzguni bir denizi
çoğaltarak
hayat
acıtıyordu beni.
bense geçerdim
karamuklarla, karabasanların
arasından
geçerdim
hiçbir
im
bırakmadan geride
bana en sırlı gelen
acının o en sırlı noktaından.
bin dokuz yüz yetmiş beş'in
ekiminde
yıkık
manastırın orda
kalbim ki, o da.
Behçet Aysan
yıkık manastırın orda
kalbim ki,
o da yıkıktı.
bir keşiş bıçağıyla dağlanmış
çiçekbozuğu,
çopur -
bir hayat
acıtıyordu beni
sevgilim.
her şeyin
hüzne vurduğu yerde
bütün saatlerin,
kuzguni bir denizi
çoğaltarak
hayat
acıtıyordu beni.
bense geçerdim
karamuklarla, karabasanların
arasından
geçerdim
hiçbir
im
bırakmadan geride
bana en sırlı gelen
acının o en sırlı noktaından.
bin dokuz yüz yetmiş beş'in
ekiminde
yıkık
manastırın orda
kalbim ki, o da.
Behçet Aysan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)